Gözlüksüz 3D teknolojisi, iki lense sahip 3D kamera, kullanıcıya bakan üçüncü kamera, iki ekran ve hareket sensörleri; 3DS’i, PSP’nin ciddi bir rakibi haline getiriyor. Evet, iki ekranın çözünürlüğü (800x240 ve 320x240) çok yüksek değil, VGA kameralar en fazla 0.3 megapiksel (640x480) fotoğraf çekebiliyor ve mucizeler yaratmıyor ama zaten Nintendo görüntü teknolojisinde hiçbir zaman Sony gibi zirveye oynamadı. 3DS’in asıl güzelliği, yazılım teknolojisinde.
3DS’in içinde gelen AR oyunları, kutudan çıkan AR kartları, kamera ve hareket algılayıcılar oyunu gerçek dünyanın içine sokuyor. Ayrıca Zelda’dan Mario’ya kadar çeşitli kült Nintendo karakterlerini de AR sayesinde masanın üzerine üç boyutlu ışınlaman mümkün.
3DS’in en etkileyici yanı ise özel gözlüğe ihtiyaç duymadan üç boyutlu görüntüler yaratması. 800x240 piksellik üst ekran, aslında aynı anda sağ ve sol göz için 400x240 piksellik iki farklı görüntü oluşturan iki LCD panelden oluşuyor, beynin bunları birleştirip üç boyutlu tek bir imaj haline getiriyor. Ekrana doğru açıdan bakmak zorunlu ve yanındaki arkadaşın ekranı üç boyutlu göremiyor olsa da 3D teknolojisinin gerçekten etkileyici olduğunu söylemeliyiz. Tam dolu şarjın bitmesi ile sonlanan üç saatlik oyun seansımızda ciddi bir baş ağrısı sorunu çekmediğimizi de belirtelim. Ancak Nintendo, baş ağrılarına karşı üst ekranın sağındaki 3D kayar çubuğu ile üç boyut özelliğini kısmanı ve bizim gibi saatlerce değil, ara vererek oynamanı öneriyor.