İngiltere’de bu spor kısa zamanda sevilmiş ve gelişmeye başlamış. J.L.Baldwin isimli kişi, bu işin fazla keyfe keder oynandığını düşünerek bazı kurallar koymuş. Bir süre sonra İngiltere’de ilk badminton kulübü kurulmuş ve badminton asilzadelerin sporu olarak görülmeye devam etmiş. 1934 yılında Uluslarararı Badminton Federasyonu’nun kurulmasıyla iş daha bir ciddiyet kazanmış.
Badminton, 1972’de olimpiyatlarda yerini almış ancak sadece gösteri karşılaşması olarak. 1988 olimpiyatlarında yeniden yan dal olarak badminton karşılaşması düzenlenmiş. 1992’de ise nihayet ilk kez Barselona olimpiyatlarında resmi spor dalı olarak kabul görmüş. Bizim ülkemizde ne zaman ilk defa bir badminton topu raketle buluşmuş tam olarak bilinmiyor. 1991 yılında Türkiye Badminton Federasyonu kurulmuş ve ilgi giderek çoğalmış. 1993 yılında da ilk Badminton Turnuvası Ankara’da düzenlenmiş.
Mantardan yapılmış tüylü toplar, haliyle bunlara vurmak için uzun saplı ve hafif raketler vasıtasıyla oynanır. Yine aynı teniste olduğu gibi ortasında bir file gerili olan dikdörtgen bir sahada oynanır. Sahanın eni 5.18, boyu 13.40 metredir. File ise 1.55 metre yüksekliğe, 76 cm’lik ene sahiptir. Çiftler karşılaşmalarında bu boyutlara 42 cm daha eklenir.
Amaç, topu rakip takımın sahasına düşürmek ve haliyle karşı tarafın da bunu başarabilmesini önlemektir. Setler 15’er puanlıktır ancak sadece tek bayanlar karşılaşmalarında bu sayı 11’e iner. 15 puana ulaşan taraf eğer rakip takımla aralarında en az 2 puan fark varsa seti almış sayılır. Genellikle 3 set oynanır. Eğer 14 – 14’lük skor varsa (tek bayanlarda 11), bu sayıya ilk ulaşmış olan taraf, 3 sayılık uzatma hakkını kazanmış olur.
Diğer pek çok karşılaşma sporunda olduğu gibi badmintonda da saha değişimi yapılır. Her setin sonunda ve üçüncü sette 8 sayısına ulaşınca (tek bayanlarda 6) yine saha değiştirilir.
Servis atacak olan kişinin iki ayağı da yere temas eder durumda olmalı, sınır çizgilerine basmamalıdır. Servisi karşılayacak olan kişi mutlaka hazır durumda bulunmalıdır. Atışların detaylı bir şekilde tarifini isteyenler şuraya buyurabilir. Tenise benzediği şüphesiz dedik; ancak badminton oyuncularının tenisçilerden daha atak ve hızlı olması gerekiyor. Badminton sahası tenis sahasından küçük olsa da oyuncuların kat ettikleri mesafe de daha fazla. Bir oyuncunun maç sırasında 2 kilometreye yakın yol kat ettiği söyleniyor.
Badminton topu tenis topu gibi rahatlıkla zıplayabilen bir yapıya sahip olmadığı ve rüzgâra kapılıp gidebildiği için onu kovalamak daha çok koşmayı gerektiriyor tabii. Tecrübe edenler bilir, yorgunluk ve ağrı katsayısını squash’a benzetebiliriz.
Çin, Endonezya, Danimarka ve İngiltere bu sporun en usta oyuncularını çıkaran ülkeler. En iyi badminton topu kaz tüyünden yapılıyor.
Badminton, dünyanın en hızlı raket sporu. Bir badminton topunun kazandığı hız saatte 332 km’ye kadar çıkmış. Bu rekor henüz çok yeni; 3 Haziran’da Çinli Fu Haifeng tarafından kırılmış.