Bilgisayar oyunu bağımlılarını gözlemek, alkoliklerden, uyuşturucu kullananlardan, sigara tiryakilerinden daha farklı bir teknik gerektiriyor. Aslında daha kolay; oturtun söz konusu kişiyi makinenin başına, suyunu yemeğini koyun, 20 saat boyunca kalkmayabilir yerinden. Hatta tuvalete gitmemek için suyu içmeyebilir de. Oysa diğerlerini izlemek zor; her an sizi atlatabilirler. Ama fiziksel olarak da ipucu taşırlar bedenlerinde. Oyun bağımlılarının davranış biçimlerini anlamak için gözlem yapmaktan başka şans yok. İşte Amsterdam’da kurulan Smith&Jones Kliniği’nde yapılan da bu. Bir de insanları bu dertten kurtarmak tabii ki.
Klinik müdürü, merkeze başvurunun beklediklerinden de yoğun olduğunu söylüyor. “Sorun sandığımızdan da büyükmüş” diyor ve telefonlarının hiç susmadığını ekliyor.
Klinikte çeşitli spor çalışmaları, grup terapiler, meditasyon, paraşüt gezileri gibi aktiviteler var. Klinik yöneticisi, bilgisayar oyunu bağımlılığının kimyasal bir olay olmamasının işleri bir parça kolaylaştırdığını ama işin kimyasal tarafı dışında diğer bağımlılık türleriyle aynı sorunların yaşandığını söylüyor. Sonuçta önemli olan insanların hayatlarını ciddi oranda etkiliyor olması. Bu anlamda kumar bağımlılığıyla benzer özellikler görülüyor. “Bu sefer kazanacağım, bir dahakine daha iyi puan alacağım” derken işin sonu gelmiyor. Durum ciddi yani.
8 yaşındaki çocukların bile bulunduğu klinikte, insanlara oyunun yerine koyabilecekleri şeyler öğretiliyor, yeniden insanlarla ve dış dünyayla bağlantı kurmaları sağlanıyor.
Bilgisayarda oyun oynamaya devam edelim tabii, etmeyin diyecek halimiz yok, kendimiz de oynuyoruz. Arkadaş grubumuzla sinemaya ya da spora gitmeyi, ailecek yemek yemeyi, sıkı ders çalışmayı, internette oyun dışında şeyler için gezinmeyi, bir şeyler okumayı unutmadıkça klinik vaka değiliz. Korkmaya gerek yok yani!