Eskrim, Türkiye’de 1903’te askeri okullarda başladı. Uzun bir geçmişe ve bir federasyona sahip olmasına rağmen çok bilinen, sevilen bir spor değil. Bunun sebebini, bizim geleneklerimizde öyle düellolar, şövalyeler olmaması olarak düşünmek olası. Aristokrat geçmişten gelen Avrupa ülkelerinin bu sporun en yaygın olarak yapıldığı yerler oluşu da bu teoriyi destekliyor. Bizim kılıç kalkanın sportif bir değeri olmadığı ortada tabii.
Genel olarak eskrim...Eskrim üç tür silahla yapılıyor; flöre, epe ve sabr (yani kılıç). Bu silahların orijinal isimleri Fransızca’dan gelir; épée, fleuret, sabre. Bunlar eskrimin alt dalları değil, silahların farklı isimleridir. Bu üç eskrim biçiminin temeli ve puan sistemleri aynı olmasına rağmen karşılaşma stillerinde farklılıklar vardır.
Eskrimcilerin giydikleri o beyaz kıyafetler ve maskelerin amacı, sporcuyu yaralanmaktan korumak olduğu kadar skorun tutulmasını da sağlamaktır. Kılıçları istediğiniz kadar sert kullanın, rakibe zarar vermesi pek mümkün değildir.Hele saplanması imkansızdır. Epe ve flörenin ucunda puantire denen bir düğme vardır. Kılıçta ise silahın tümünden elektrik akımı geçer. Rakibin giydiği yeleğe silahınızı değdirdiğinizde devre tamamlanır ve skor yapıldığı anlaşılır. Eskrimcilerin arkalarından kablo sarkmasının sebebi işte budur. Rakibinizin bacağına çalışabilirsiniz ancak bunun bir faydası olmaz. Yani eskrimde vücudun bir kısmı yasaklı değildir ama puan alabilmek için silahınızın rakibin iletken yeleğine (silahına göre bel üstüne ya da tüm vücuduna) temas etmesi gereklidir.
Flöre, epe ve sabrFlöre 1,1 metre uzunluğunda, maksimum 500 gram ağırlıkta, ucunda çan şeklinde koruyucusu olan, hafif ve esnek başlangıç silahıdır. 17. yüzyılda kılıca ilk başlayan gençler için tasarlanmıştır. Ucundaki mekanik düzenek rakibin iletken yeleğine değerse sayı alınır. Eğer iki oyuncu aynı anda birbirine değerse hücumu başlatan sayı alır. Eğer hakem karar veremiyorsa sayı sayılmaz. Temasın 500 gramdan daha kuvvetli olması gereklidir yoksa sayı olarak kabul edilmez. Flöre, diğerlerine göre daha hızlı olmayı gerektirir, hızlı ileri geri adımlarla rakip şaşırtılmaya çalışılır.
Sabre yani kılıç, diğerleri kadar nazik bir silah değildir. Delici değil, kesici kılıç geleneğinden ortaya çıkmıştır. Belin üstüne temas puan kazandırır. Üstelik sadece ucu değil, herhangi bir kısmı rakibe değdiği an puan kazanılır. Sabre, hızlı ve sert olmayı gerektirir. Sanırız bu sebeple epe ve flörenin aksine kılıççılar çok gürültülü oynarlar.
Nasıl bir spor?Eskrim, hız, refleks ve sağlam sinir gerektiren bir spor. Sporcular çalıştıkça hız kazanır ve refleksleri gelişir. Güçten çok, strateji önemlidir. Ne kadar sakin olur, rakibinizi ne kadar iyi tartarsanız o kadar başarılı olursunuz. Tabii çevik olmak da önemli. Stratejinizi kaybedip kaba kuvvetle rakibe saldırırsanız, gardınız düşeceği için puanı da karşı tarafa sunmuş olursunuz.
Eskrimde hücumdan çok gard alma antrenmanı ve parad çalışmaları yapılır. Modern eskrimde kalkan olmadığından kılıcınızın kenarı ile siper alırsınız, işte buna parad almak denir. Eskrimde on farklı parad alma şekli vardır, bunların sekizini epe ile kullanırsınız. Bu hareketlerin üç dört tanesi flöre için de geçerlidir. Sabr’da ise iki farklı stilde parad alınır. Ancak parad almanın mantığı sadece saldırıyı savuşturmak değildir. Rakibin saldırısını savuşturduğunuz an, gardının da düştüğü andır. İşte bu sebeple bir hücumu savuşturduktan hemen sonra bu kez sizin hücuma çıkmanız gereklidir. Tabii kişiden kişiye değişen bir tercih olduğu gibi ülkelerin ekollerine göre de bu anlayış değişir. Mesela Türkiye’deki eğitim, parad alma konusuna ağırlık verir. Türkiye ekolü daha defansiftir. Örneğin Fransızlar ise çok daha saldırgan oynarlar. Yani atağınız sayıya dönüşmediyse, rakibinizin atağa geçeceğini hesaba katmalı ve hemen geri çekilmelisiniz.
2006 yılında İzmir’de düzenlenen Avrupa Büyükler Eskrim Şampiyonası ve bu sene Antalya Belek’te düzenlenen Yıldızlar ve Gençler Eskrim Dünya Şampiyonası, bu sporun ülkemizde daha çok tanınmasına ve ilgi çekmesine fayda sağladı mı bilemiyoruz ama sizler umuyoruz ki bu yazıdan sonra eskrime daha bir meraklı gözle bakacaksınız.
Oğuzhan Yener - Zamerra.blogspot.com