Özellikle son on-on beş yılda dünya çapında büyük bir popülariteye kavuşan NBA’in, yani Türkçe açılımıyla “Ulusal Basketbol Birliği”nin geçmişi 1946’ya dayanıyor. 1954 yılında sadece 8 takımın katılımıyla başlayan NBA’in ilk takımları, bugün 30 takımlık dev ligde kendilerine hâlâ yer bulabilen Knicks, Celtics, Warriors, Lakers, Kings, Pistons, 76ers ve Hawks’tı. Tarihi boyunca genellikle Afro-Amerikalı oyuncuların yıldızlaştığı NBA ligleri, ırk ayrımcılığına son verilen ilk alanlardan da birisi oldu: Amerika’da ırkçılığın yaygın şekilde görüldüğü, mağazalara, otobüslere “zenciler ve köpekler giremez” şeklinde tabelaların asıldığı 1950’li yıllarda NBA takımlarında yer alan siyahi basketbolcular takımlarını başarıdan başarıya taşıyarak, ırk ayrımcılığının kırılmasında önemli bir rol oynadılar.
Sürekli kendini geliştirme, büyük konsantrasyon ve dayanıklılık, zihinsel ve beden olarak yüksek performans gerektiren oyun kuralları, NBA’i hem dünya basketbolunun merkezi haline getiriyor hem de görsel bir şölene çeviriyor: Avrupa’nın ancak 1990’lı yılların sonuna kadar 30 saniye olarak düzenlediği hücum süresi NBA’de daha 1954 yılında 24 saniyeye düşürülmüştü. Yine Avrupa basketbolunun yeni geçtiği söylenebilecek “periyot sistemi” NBA’de uzun yıllardır zaten vardı. 1979 yılında kabul edilen “3 sayı” kuralı, çok uzun yıllar yasak olan alan savunması gibi kurallar da NBA’in, ancak üstün nitelikte oyuncuların yer bulabilecekleri bir yıldızlar karması olmasını sağlayan gelişmelerden oldu.
Bugün dünyanın dört bir yanından gelen en başarılı basketbolcuların yer aldığı, tam anlamıyla bir seçkinler ligine dönüşen NBA, aslında yabancı oyunculara kapılarını 90’larda açmıştı. O dönemde Drazen Petrovic, Vlade Divac gibi Avrupa’nın başarılı yıldızlarıyla anlaşma yapmaya başlayan NBA takımları, böylece dünya çapında bir izleyici kitlesini de garantilemiş oldu. Yabancılar bu hareketli lige alışmakta zorlanmadılar ve arka arkaya başarılara imza attılar. 1994 yılında ligin MVP’si (“en değerli oyuncu”) Nijeryalı Hakeem Olajuwon olurken, İspanya’dan gelen Paul Gasol 2002 yılının çaylak oyuncusu seçildi. 2007'de Alman oyuncu Dirk Nowitzki NBA normal sezon MVP'si olurken, finallerin MVP'si ise Belçika doğumlu Tony Parker oldu.
2002 yılında Detroit Pistons takımında oynamaya başlayan Mehmet Okur ise 2004 yılında takımıyla birlikte şampiyonluk mutluluğunu tattı ve 2007 yılında NBA All-Star maçında Batı Konferansı kadrosunda yer aldı. Şimdilik NBA’in efsanevi “şampiyonluk yüzüğü”nü takan tek Türk oyuncu da o. Dileyelim ki, daha birçok Türk oyuncuyu dünyanın bu en iyi basketbol oynanan liginde seyretme şansını buluruz...
Yorumlar
Yorum Gönder